Dün, Ramazan Bayramı'nın son günüydü...
Biraz hava almak ve tarihi yerleri gezmek için Taraklı ilçesine gittim...
İlçeye vardığımda hava hafif yağmurluydu ve şehir oldukça kalabalıktı... Özellikle Taraklı'ya giderken, yolun geliş yönü yoğun bir trafiğe sahipti...
Taraklı, sevimli bir ilçe; ancak ana caddede yaya yollarında yürümek neredeyse imkansızdı…
Yaya yollarına yerleştirilen sandalyeler, insanların oturması için yayılmıştı…
Eğer sadece birkaç dükkanın önünde böyle bir durum olsaydı, belki sorun etmezdim...
Fakat, sanki bir gelenekmiş gibi, caddenin her iki tarafındaki dükkanların önleri bu şekilde doluydu...
Yaya yolu zaten daracık, bu duruma bir çözüm bulunması şart...
İnsanların şehir merkezindeki caddenin kenarlarında rahatça yürüyebilmesi için bu sorunun giderilmesi gerekiyor...
Sonrasında tarihi şehrin sokaklarına daldık...
Restore edilmesi gereken birçok tarihi han ve ev var; bazıları yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya...
Eğer bu tarihi binalar batılıların elinde olsaydı, büyük bir özenle korunurdu. Ancak bizde bu değerlere yeterince önem verilmiyor...
Bir ara, asırlık çınarı görmek için yola çıktık...
Yol üstünde bir köprü vardı...
Köprünün üzerinden geçerken, gürül gürül akan bir dereyle karşılaştık...
Derenin debisi oldukça yüksekti, ancak suyu çok kirliydi; özellikle sanayi atıklarının etkisi belirgindi...
Bu dere, Göynük tarafından gelen bir akarsu...
Taraklı ilçesinin Göynük tarafından girişinde ana yol üzerinde küçük sanayi tesisleri bulunuyor...
Sanırım bu tesislerin atıkları dereye boşaltılıyor...
Aynı yol üzerinde sanayiyle ilgili birçok yer daha var ve onların atık su giderleri de bu dereye akıyor...
Dolayısıyla, bu kadar güzel bir derenin kirletilmesi oldukça üzücü...
Bu duruma bir çözüm bulunmalı; bu dere son derece önemli ve mutlaka ıslah edilmelidir...
Sağlıcakla kalın…